05 Temmuz 2010

REKLAMCILARIN DA İŞİ ZOR HAAAA! ya da GİZEMLİ MARKA


Geçen gün Twitter'da bir arkadaş konuyla ilgili tweet attığında, bahsedeceğim ürünle ilgili kendi maceramı hatırladım. Olay şöyle başlar: Bir akşam televizyonun tam karşısında değil de çalışma masası ve laptopum üzerinden yan tarafındayım, yani yandan görüyorum, ilgimi çeken bir şey olursa başımı laptop ekranından kaldırıyorum. İşte o "ilgimi çeken bir şey" bir reklamdı...

Adım adım gidelim...

Aaaaa Demet Evgar!: Açıkçası çok bön suratlı bulurum ama reklam yönetmenlerinin gözünü seveyim; reklamda Demet Evgar'ın ilk başta gözleri bağlı. Şık bir kıyafet, saç ve makyajla bu kim? dedirtiyor. Üstelik de bir hınzırlık hissediyor insan. Seksi bir müzik, bir gizem... (hedef kitle olarak görülür müyüm bilmem ama dikkatim çekildi)

Aaaaa elindekini nasıl da hazla yiyor!: İşte bu. Her şeyiyle Ritz Carlton çağrıştıran Demet Evgar, elindeki çikolatalı kekli bir şeyi yüzüne bulaştırarak yiyor. Tezata bayılıyorum. Gözünün bağını açıyor, hiçbir şey umurunda değil ama bu sefer de yediği şeyin hazzından gözleri kapanıyor. (Bönlük gözlerde mi acaba? Hala şık salon kadını görüntüsü devam ediyor. Hayır, Demet Evgar'ı özellikle komedyen olarak beğeniyorum; pislik yapmıyorum yani!)

Aaaaaaa ne güzel reklammış!: Güzel reklammış diyorum ama bir şekilde ürünün ne olduğunu kaçırıyorum. Tesadüf bu ya, ertesi gün markete gittiğimde ürün aklıma geliyor ama:
  1. Ürünün adını hatırlamıyorum.
  2. Büyük ihtimalle Ülker ürünü olduğunu varsayıyorum.
  3. Onca leziz (aynı zamanda iyi anlamda pis) şey arasında benzer bir şey göremiyorum.
Aaaaaaaaa hakkatten güzel reklammış!: Sonra birkaç kez daha reklamı görüyorum ama görüntü hoşuma gittiği için ürünün ne olduğuna bakmak aklıma bile gelmiyor. Belki görüyorum ne olduğunu ama beynim almıyor, bilmiyorum. Bir hafta sonra yine marketteyim, yine ne olduğunu bilmiyorum ve bu sefer reklamı daha dikkatli seyretmek üzere kendime söz veriyorum (ki bu çok sık yaptığım bir şey değildir, yani kendime söz verme gibi bir alışkanlığım pek yoktur). Çünkü ben de o hazzı yaşamak istiyorum, merak ediyorum.

Aaaaaaaaaaaaa meğer Browni'ymiş!: Sanırım 3 hafta geçiyor. Reklama rastlamıyorum (malum reklam bütçeleri kuşa döndü) ama markete gittiğim bir seferinde işte karşıma çıkıyor: Browni Intense. Haz kaynağını bulmuştum sonunda. Aaaaaaaaa üstelik Ülker değil, Eti'ymiş... 0_0


Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaa hakkatten (iyi anlamda) pis bişeymiş bu!: Sonunda Brownie Intense'imi yiyorum ve Demet Evgar'ın neden bunu yerken gözlerini devirdiğini anlıyorum. Hani vardır ya ünlü bir sahne: Reklam çekilirken oyuncu ürünü yer ama yenecek gibi bir şey olmadığı için de zorlanır. Bu öyle bir şey değil belli ki; DE hakkatten kendinden geçmiş olabilir reklam çekimlerinde.

Eeeeee sonuç:
  • Reklamcıların işi hakkatten zor. Önce dikkat çekecekler, sonra duyguyu aktaracaklar, sonra ürünü anlatacaklar, sonra da adını söyleyecekler. Bilumum ürünün (ve dahi markanın) hedef kitlelerine dahil olduğumdan aynı sürece ben de tabiyim ama ürünü bulana kadar bir sürü Brownie Intense yiyememiş oldum. (iyi mi kötü mü, tartışılır!)
  • Oysa ki televizyon reklamının yanı sıra asıl temas noktasında (bu durumda market) ürünün görünürlüğü sağlansaydı, mesela, o pis (iyi anlamda) ve lezzetli şeyler arasında DE'ye dair bir işaret görseydim, dahiyane bir şekilde aradığımı bulacaktım (evet, tüketici olarak deha bana ait, pardon...).
  • Bütünleşik pazarlama diye bir kavram var; pazarlama iletişiminin ne kadar eşgüdümlü olması gerektiğini anlatır. Buradaki eksiklik sanırım buydu; yoksa kim televizyona o kadar para yatırıp, ürününün satılmasını istemez ki. Biliyorum, bazen talep yaratmak markette daha rahat yer bulmayı sağlıyor ama cum oooon yani, Eti'den bahsediyoruz, herhangi bir markadan değil. Üstelik de yıllardır piyasada olan bir marka genişletilmiş, inovasyon yapılmış. Öyleyse neymiş; bir reklam yapıldığında, mutlaka tüm temas noktaları harekete geçirilmeli ki tüketici dahiyane bir şekilde aradığını bulsun (dahiyane çünkü hazine avı gibi bir şey aslında tüketim).
  • But then again, bu gizem özellikle de yaratılmış olabilir ki bir buzz yaratsın (diyeceğim ama hala bu pis şeyi [iyi anlamda] yiyemediğim 3 haftayı anlamlandıramıyorum.)
  • Diyeceğim o ki; Brownie Intense gerçekten pis (iyi anlamda) bir şey. Yerken gözlerinizi devirmiyorsanız, kendinizden şüphe ediniz. Tavsiye :)
İlgilenenler için Besin Değerleri: browni intense

1 yorum:

  1. Dankek Çikolatalım daha güzel geldi bana ama henüz reklam yapmadılar.

    YanıtlaSil