31 Mart 2010

Sıkıntıya gelemeyenler için yoga!

Geoff Dyer, aslında bir gazeteci ama yazdığı kitaplardan dolayı "Modern Montaigne" olarak anılıyor. HitKitap çeviri için kitabı bana verdiğinde en çok kitabın ismiyle uğraştım. Kitabın orijinal adı 'Yoga for people who can't be bothered to do it'.  Çeviriyi yaparken beynimin bir köşesinde alternatifler uçuşup duruyordu. Sonunda önerim "Sıkıntıya gelemeyenler için yoga" oldu, ama yayın evi bölümlerden birinin ismini uygun görmüş. Her neyse...
Kitap bir gezi/anı romanı. New Orleans'tan Burning Man festivaline, Amsterdam'dan Leptis Magna'ya gezdiği yerleri kaleme dökmüş yazar. Öyle kuru kuruya da değil; orta yaşın getirdiği kendini sorgulamayla birlikte. Çünkü aslında işi için dünyayı dolaşırken kendisine bir 'yuva', bir 'mıntıka' bulmaya çalışıyor. Amsterdam'ı yediği mantarla yaşadığı tuhaf ruh haliyle, Paris'i yeni tanıştığı kızın hezeyanlarıyla, New Orleans'ı tuhaf bir arkadaşlıkla, Haad Rin'i yaşadığı aşkla birlikte anlatıyor ve enteresan bir şekilde gittiği şehrin özelliklerinden yola çıkarak okuyana bilmediği bir sürü şeyi aktarıyor. Çeviriyi yaparken 250 dipnot çıkardığım düşünülürse (ki kitap 230 sayfa) ne kadar şaşırdığımı tahmin edersiniz. Örneğin, yazar Detroit'te sıradan bir kafede otururken garson gelip birşey isteyip istemediğini soruyor ve o da tuhaf bir cevap veriyor; bir bakıyorum ki sözleri Shakespeare'in oyunlarından birinden...Çevirmenliğin eğlenceli yanı işte. Sanıyorum kitabın son paragrafı, yazarın yaşadığı çevreye nasıl baktığına dair bir fikir verecektir.

Adam alevler tarafından tamamen yutulmadan hemen önce, dizlerinden biri boşalıp öne büküldü. Sendelediğinde, bir anlığına, sanki kendisini saran alevlerin arasından sıyrılmak istiyormuş gibi göründü.

Kitabı 2007'de çevirmiştim ve çok keyif almıştım. İlk çevirim diye söylemiyorum, okuyun, bambaşka dünyalara gideceksiniz; hem fiziksel hem de duygusal... tavsiye ;)

1 yorum:

  1. Okuması keyifli ve -bilmiyorum neden- güzel çevirildiğini düşündüğüm bir roman :)
    Çevirmeninden daha iyi bir yorum yapamayacağım için susuyorum ama romanın kalitesi karşısında da suskun kalmaya gönlüm elvermedi :)
    Romanın son cümlesini önceden buradan okuduğumu unutup, romanın sonunda "aa ben bu cümleyi hatırlıyorum, kitabın neresinde yazmıştı bunu?" deyip saatlerce kitabı gözden geçirip kafayı sıyırmam da cabası.

    YanıtlaSil