25 Haziran 2010

BAŞKA BAŞKA HAYATLAR

Yaklaşık bir aydır işlere gömüldüm ve blogu boşladım. Boşladım ama bir taraftan da yazmadığım için suçluluk duygusuyla cebelleştim. Sonunda biraz kafamı boşaltmak biraz da sorumluluk duygumu tatmin etmek için başka başka hayatları anlatan kitaplardan bahsetmeye karar verdim.

Aslında okuduğumuz, seyrettiğimiz, dinlediğimiz hemen her şey başka hayatlara dair ama sizlerle paylaşacağım 4 kitap daha çok belgesel tadında; sadece dördüncüsü roman ama o da başka bir hayatı gayet gerçekçi bir şekilde aktarıyor. Öyleyse sizi şöyle alayım...

KÖSTEBEK İNSANLAR
New York Metrosunun Altında Yaşam
Jennifer Toth - Aykırı

Yok artık demeyin. Milattan önce 500 yılında yaşamış Ephorus'u inceleyen Nigel Pennick, yeraltındaki evlerde yaşayan rahiplerin tünellerden geçerek birbirlerini ziyaret ettiklerini bulmuş. Yeraltında yaşam kavramı Kapadokya'dan dolayı bize de çok uzak değil. Hele ki İstanbul gibi altının delik deşik olduğu, boğazdan geçmek için tüneller olduğu rivayet edilen bir şehirde yaşarken kavram bize daha da yaklaşıyor.1986 yılında yapılan bir araştırmaya göre metro alanında beş bini aşkın kişi yaşıyormuş ki bu da ancak sayabildikleri. Metro alanı derken, yeraltındaki eski kanalizasyon, metro, çeşitli altyapı tünellerinden bahsediyorum. 90'larda gazeteci Jennifer Toth tesadüfen bu yaşam tarzını öğreniyor ve peşine düşüyor. Uyuşturucu müptelalarından tutun da işi olduğu halde yeraltında yaşayana kadar birçok köstebek insanla görüşmüş kitap için. Bu insanların büyük çoğunluğu "hiçbir kurala tabi olmak istemedikleri için" yeraltını seçmişler. Kent modernizminin geldiği noktada başka hayatlar tanımak isterseniz tavsiye ;)


NAZİ KADINLARI
A. Maria Sigmund - Doğan

Adolf Hitler, döneminde kitleleri peşinde sürüklediği gibi etrafında kadınlardan oluşan bir hayran, hatta giderek militan bir grup da edinmişti. Faşizm döneminde kadınların neyi neden yaptığını (Magda Goebels 6 çocuğunu birden 1945 yılında öldürmüştü) ve nasıl bir hayat sürdüklerini bu belgesel kitapta aralarında Eva Braun'un da olduğu 7 kadının Nazi dönemi öykülerini bulacaksınız. Okuduktan sonra Nazlı Ilıcak gibi kadınların AKP döneminde nasıl birer Nazi Kadınına dönüştüğünü (aslında her dönemin iktidarına göre nasıl kılıf değiştirdiğini) daha iyi anlayabilirsiniz. Gerçi Nazlı Ilıcak'ın hayatı (kimlerden geldiği, yalısı, kocası tarafından nasıl aşağılandığı, yalısından oğlu tarafından nasıl yaka paça atıldığı, kimlere yağdanlık olmaya çalıştığı gibi çeşitli travmaları) ayrı bir yazı konusu ama herhalükarda bir dönemin başka başka hayatlarına tanık olmak isterseniz tavsiye ;)

SERİ KATİLLER
Fikret Topallı - İthaki

Kim ne derse desin, modernizmin bir başka travması olarak seri katiller gerçekten ilgimi çekiyor. Böylesi bir içsel kötülüğün doğuştan mı geldiğini, yoksa yaşanmışlıkların mı kötülüğü tetiklediği tartışması başlıbaşına ilginç bir konu. Fikret Topallı da tarihin ünlü seri katillerinin hayatlarından bir ansiklopedi oluşturmuş. Jeffrey Dahmer'den Ed Gein'e kadar birçok seri katilin portresi çizilmiş. Örneğin Dahmer'in öldürdüğü insanları evindeki konuklarmış gibi dekorasyon amaçlı kullanması gerçekten canice; ama bir taraftan da çok acınası bir tablo. İnsanların nasıl yoldan çıktığını ya da yoldan çıkmış bir ruhla doğduğunu merak ediyorsanız (bir de kalbiniz ve mideniz sağlamsa) böylesi başka hayatlar için de bu kitabı tavsiye ederim ;)


Süper İyi Günler
ya da Christopher Boone'un Sıradışı Hayatı
Mark Haddon - Kültür

Girişte de belirttiğim gibi son kitap bir roman (bir keresinde aklı evvel bir arkadaş kurgu roman yazdığını iddia etmişti ki hala yazıyordur sanırım :P), kurgu da olsa yazarın zihinsel ve bedensel engelli çocuklarla çalışmış olması nedeniyle oldukça gerçekçi bir yaşamın tablosunu ortaya koyuyor. Christopher Boone 15 yaşında ve otistik (otistik denmiyordu galiba ama hatırlayamadım şimdi; affola). Yaşadığı sokaktan hiç çıkmamış amı dünya üzerindeki tüm ülkeleri ve başkentlerini sayabiliyor. Üstelik 7.507'ye kadar tüm asal sayıları sıralayabiliyor (bunu yazarken bile neden bahsettiğini anlamıyorum :P). Şimdi de komşuda işlenen bir cinayeti çözmek üzere işe koyuluyor. 15 yaşındaki otistik bir delikanlının gözünden hayata bakmayı denemek isterseniz hararetle tavsiye ederim ;)

Bir süre bunlarla idare edin... Merak etmeyin bir taraftan da yazacaklarımı biriktiriyorum; en kısa zamanda daha yoğun bir şekilde yazılara devam... ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder