11 Kasım 2010

DÜNYANIN SONU VE SARTRE


Bunu ben demiyorum...

Hani özellikle Amerikan felaket filmlerinde illa birileri boyunlarına astıkları kartonla dünyanın sonunun yaklaştığını bildirirler ya... Tıpkısının aynısını diyemeyeceğim belki - çünkü filmlerdeki kadar homeless ve perişan olmayan tiplerdi - iki adama evvelki gün Taksim meydanında rastladım. Genelde elime tutuşturulmak istenen el ilanlarından sakınırım, ilgimi çekse bile okuduktan sonra ne yapacağımı bilemem, çöp bidonu bulma derdine girerim, stres yaparım. Ama bu sefer adamların giydiği tişörtlerden bir farklılık olduğunu anladım. Üzerlerinde Dünyanın Sonu Yaklaşıyor! tişörtleriyle ellerindeki ince uzun el ilanlarını gelen geçene dağıtıyorlardı. Eh, birçok şeye ilgisiz kalabilirim, ama dünyanın sonu dendi mi, orada bir durur düşünürüm, hatta bu adamlar el ilanını bana uzattıklarında komplo teorilerine duyduğum hayranlıkla hiç düşünmeden aldım.

Üç kırımlı A4 parlak kuşe broşürün üzerindeki yazılar karınca duası gibiydi, ama derhal okumaya başladım. YARGI GÜNÜ diye başlayan metin 21 Mayıs 2011'de dünyanın - neredeyse - yok olacağını müjdeliyordu! Eski ve yeni ahitten kanıtlar sunarak da müjdesini destekliyordu. Anladığım kadarıyla - çünkü dini metinleri okuma konusunda, şüphecilik ve tekrarlardan sıkılma gibi şahsi ve tamamen bana özgü nedenlerle sıkıntıyımdır - Nuh tufanı İÖ 4990 yılında 2. ayın 17.ci günü gerçekleşmişti ve Kutsal Tanrı tufandan 7 gün sonra (bir günü bin yıldır diyor bir ayeti kanıt göstererek) tüm canlıları yer yüzünden silip atacaktı. 

4990 + 2011 - 1 = 7000 (formüldeki -1 takvimlerde 0 yılı olmamasından kaynaklanıyormuş)

Bu formüle göre 7 gün/binyıl sonrası da Kutsal Kitap takviminde 2. ayın 17. gününe denk gelen 21 Mayıs 2011 tarihine denk geliyor. Bir de Devlet Bahçeli'ye danışmakta fayda var, ben bilemedim. Ama mesele bu değil, konu burada da bitmiyor, çünkü Tanrının alçakgönüllülük ve korkuyla kendisinden merhamet dileyen 200 milyon kadar kişiyi Yargı Gününde göğe alacağı bilgisi veriliyor. Tüm bunlar hiçbir kiliseye bağlı olmayan hıristiyan Aile Radyosunun iddiaları. İlgilenenler için: www.familyradio.com

Öte yandan Büyük Yazarların Gizli Hayatları'nı okuyorum. Varlık, Hiçlik ve Ümitsizlik üzerine yazdıklarıyla felsefeyi yeni bakış açıları kazandıran Sartre, hayatının son döneminde "Ümitsizlikten bolca söz ettim, ama saçmalıktan başka bir şey değil. O günlerde konuşulan konular onlardı, modaydı yani. Ben şahsen hiç ümitsizliğe düşmedim ve kişiliğimin bir özelliği olarak görmedim," demiş. Hatta bugün İlahi Tasarım olarak bildiğimiz yaklaşımın da bir anlamda tohumlarını atmış.

Kıssadan hisseler:
  • Canım ülkemde, Taksim'in göbeğinde Amerikan filmlerinden tanıdık gelen bir sahneyle karşılaşmaktan gurur duydum, heyecanlandım, gözlerim yaşardı. Her ne kadar Amerikan menşeli olsa da bizim de artık DÜNYANIN SONU GELDİ adamlarımız var. Ne mutlu bize.
  • Devlet Bahçeli konusunda ciddiyim. Bu hesaba da bir el atsın. 
  • Sartre bile zaman içinde hiçlikten - bir anlamda - "tekliğe" geldiğine göre temkinli olmakta fayda var. 
  • Büyük Yazarların Gizli Hayatları kitabı tam bir skandallll... Okuyun, çok eğlenirsiniz.
  • Ben şahsen kendim, tarihi ne olursa olsun, insanların ödünü bokuna karıştıracak bir şeylerin olmasına karşı değilim. Belki hiç olmazsa, fiktif bile olsa bu korkuyla daha iyi insanlar olmaya, kendilerine öyle ya da böyle bahşedilmiş hayatlarını daha bilinçli yaşamaya çalışırlar, beraber oldukları, iş yaptıkları insanları anlayarak daha güzel ilişkiler kurarlar.
  • DÜNYANIN SONU NEREDEYSE BURADA! (El ilanının başlığı)


1 yorum:

  1. Ömer Çelakıl(sız) demiyorsa yalandır aga. Ben bunu bilir bunu söylerim. Haa, çıkar Seda Sayan'ın programına, açık açık söyler. Sakince inanırım

    YanıtlaSil