31 Aralık 2010

CAHİDE'NİN LÜKÜS SAZ


Reklamcılıktan istifa edip "home office" moduna geçtiğim günlerde, Giochi Preziosi Türkiye hayatıma girdi. Bütün oyuncak ambalajları ve kullanım kılavuzlarının çevirisini yapıyorum. Çok eğlenceli; çevirisini yaptığım ambalajları oyuncak mağazalarında görünce acayip keyif alıyorum. Giochi Preziosi zaten oyuncak inovasyon merkezi gibi; ZhuZhu Pets, Paperjamz, Moxie Girlz, Disney oyuncakları bunlardan bazıları...

Her neyse... Dün gece GP TR'nin yeni yıl kutlaması için Cahide'nin Lüküs Saz'daydık. Harbiye Açık Hava'ya gelmeden biraz önce... Daha önce de gelmiştim, şimdi Lüküs Saz olmuş, o yüzden zaten Aaaaa! Burası mıymış? diyebilirsiniz... İçeri girerken daha müthiş bir karşılama var. Bizimle ilgilenen, her tür sorumuzu sıcak bir şekilde cevaplayan, masamızı eksiksiz bırakmayan Murat'ın ilgisine alakasına bayıldık. Mezelerden pazı dolmasını herhalde başka bir yerde yememişsinizdir... Topik damaklara ziyafetti... Ben böyle hafif ve ağızda dağılan kabak tatlısı yemedim, o kadarını diyeyim yani... Sunum müthişti...

Müziğe gelince... Mesela %60'ızın Burukacı olarak bildiğimiz (Aziz Nesin'in %60'ıyla ilgisi yok, walla billa :))) Buruk Acı şarkısının sözlerinin Türkan Şoray'a ait olduğunu bu gece öğrendim, şaşırdım... Öğrenmenin sonu yok... Sonra araştırınca aslında Yeni İstanbul gazetesinin meşhur birine tefrika yazdırma fikriyle yola çıkıldığını, Türkan Şoray imzasıyla yayınlanan tefrikanın çok tutulmasıyla daha sonra filmi ve şarkısının yapıldığını, ancak Şoray'ın sadece ismini kullandırmakla kaldığını, roman gibi şarkı sözlerinin de başka birisine ait olduğunu öğrendim. Neyse ki Google diye bir şey var :)))

Kısaca curcuna ekibi (ki başta kemanlar olmak üzere tüm sazlar Lüküs Saz adının hakkını veriyor) müthişti. Ardından çıkan Cihan, güçlü sesiyle günümüzün ve eskilerin en güzel şarkılarını söyleyerek hepimizi coşturdu. Bir ara Leyla Adalı da sahnede dans etti, ama millet çoktan coştuğu için, asıl şov masalardaydı. Çarşambaları da Sezen'in vokalisti çıkıyormuş.



Bir ara terasa çıkıp (biraz da kaç kadeh olduğunu hatırlamadığım rakının da etkisiyle) enteresan bir arınma anı yaşadım kendimle. Maçka Parkı belki duymuştur, boğaz manzarasına karşı hayata şükranlarımı sundum. Sanırım GPTR ekibinin bunda etkisi oldu, onların cana yakınlığı mekanın içtenliğine eklenince, hayatım boyunca katıldığım en keyifli şirket yemeği oldu.

Velhasılı kelam gerçekten de yeni yıla bir gece öncesinden girmiş kadar oldum. Ama, eh, evde oturmak olmaz yılbaşı gecesi... Nişantaşı bizi bekler ;)

1 yorum:

  1. ne yemişşşşş ne içmişşsinnnnnnnnnnnnnnnnnnn :)))))))))))))))))))))))))))))))))))))

    YanıtlaSil