02 Ocak 2011

YENİ YILA NİŞANTAŞI'NDA GİRMEK VE APAÇİLER HER YERDE!


Yeni yıla Nişantaşı'nda girmeyeni dövüyorlar demiştim, dayak yemiş kadar olduk vallahi. Saat 9 civarı olay yerine vardığımızda meydan zaten kalabalıktı. Her yere taklar kurulmuş, kırmızı halılar serilmiş, kaldırımlar genişlediği için bütün mekanlar dışarıya akmış, çoluğunu çocuğunu kapan gelmiş, DJ kah yabancı kah yerli popla ortalığı yıkıyor, herkes ama herkes ya video ya da fotoğraf çekiyor...

Kırıntı mesela içeriye katiyen kimseyi almıyor rezervasyonlu diye... Kaldırımda da listeye yazılmak istesen bir düzine masanın kalkmasını bekleyeceksin... Bir de bir müdanasızlık, bir burnu havadalık... Aman da aman yesinler dedik, Reasürans'ta yeni açıldığını zannettiğim Gourmet Burger Kitchen'a girdik. Leziz hamburgerlerimizi (Ben Blue Cheese yerken parmaklarımı yalamaya bayılıyorum) Mariachi'lerimiz eşliğinde yedik ve bir parça dinlenme fırsatı bulduk.

Ama ondan sonrası göz göre göre konservenin içine dalmak oldu. Meydana beş kala aramızdan biri, bütün ileri görüşlülüğüyle eve gitmeye karar verdi. Biz de meydandan yukarı çıkıp şöyle son kez bir bakalım dedik. Demez olaydık. Çünkü meydana vardığımızda bir anda hiçbir tarafa hareket edemez olduk. İnanmayacaksınız belki ama meydandan yukarıya neredeyse 1 saatte çıkabildik. Ayılanlar bayılanlar mı istersiniz, başların üzerinde bebek arabası taşıyanlar mı, ezilen çocuklar mı, ne isterseniz vardı. En çok da Apaçi tabir edilen arkadaşlarımız vardı ki kız cinslerinin ne kadar çirkef olduğuna apışıp kalacaktım, ama kalabalıktan apışamadım bile. Bir tanesi hemen önümde yaşlı bir kadının ayağına basıp kadın "dikkat etsene kızım" gibisinden bir şey söylediğinde, "saçını başını yoldurma bana orospu" diye bağırdı. Sanıyorum en fazla 15 yaşındaydı. Demek ki biraz dikkatli olmak gerekiyor özellikle apaçi ablalar söz konusu olduğunda...

Caddeye ulaşmaya normalde yürüyerek 2, o gecenin konserve kalabalığında 30 dakika kala artık insanlara geri dönün diye çığırıyorduk, ama o da ne? Kimsenin umurunda değildi, hatta manyak olduğu için devam edeceğini itiraf edenler bile vardı. O ara gençten bir çocuk resmen yere yığılıp izdihamın daha da artmasına neden oldu. Bir tarafta işkenceden kurtulmak isteyenler, öte tarafta gönüllü bir şekilde izdihamın kucağına düşmek için çırpınanlar. Eh, kaldırımlar mekanların masalarıyla da işgal edildiğinden işimiz daha da zordu. Bir ara akrobasi hareketleriyle bir takım parmaklıklardan atladığımı falan hatırlıyorum.


O aralarda bir yerlerde yapay kar yağdığını (başıma bir kar tanesi düştüğünü sanıyorum, ama birisi tükürmüş de olabilir), yeni yıla girdiğimizi, konfetilerin üzerimize yağdığını, havai fişekleri hayal meyal hatırlıyorum. Velhasılı kelam rahatça yürüyebileceğimiz noktaya ulaşınca, ağrıyan ayaklarımıza rağmen koşa koşa Love DP'ye girdik ve ayaklarımız yarılana kadar dans ettik. Can çıkmadıkça huy çıkmıyor işte, ne yaparsınız!

Siz siz olun, seneye yeni yıla Nişantaşı'nda girmek istiyorsanız; 

  • Mutlaka rezervasyon yaptırın ve mekandan mümkün olduğunca çıkmayın.
  • Rezervasyon yaptıramadıysanız, erken saatte alternatifleri değerlendirin, boş bulduğunuz yere oturun ve mümkün olduğunca mekandan çıkmayın.
  • Diyelim ki bir yer bulamadınız, gece yarısından önce oradan kaçın, bir yere sığının.
  • Es kaza kalabalığın için de mi kaldınız? Mümkün olduğunca apaçilerin arkasına takılın, çünkü gayet kokoş sayılabilecek kalabalığı ana avrat düz giderek güzel yol açıyorlar.
  • Daha iyisi ne biliyor musunuz? En ufacık bir şüpheniz varsa bile, New York, Sydney, Londra gibi tatil beldelerinde değilseniz (yani turist değilseniz) yeni yılı sokakta kutlamayın, ya evinizde ya da bir mekanda paşa paşa kutlayın, oluversin. Yeni yıl bu, göz açıp kapayana kadar geçiyor, abartılacak bir şey yok yani :)

2 yorum:

  1. a-aah! asıl meseleye gel! taciz edildin mi peki?

    YanıtlaSil
  2. hahah... çok fazla bileşen vardı. farkına varamadım :)

    YanıtlaSil