12 Şubat 2011

PHUKET 4. GÜN: DESPERADO AŞKLAR

Sıcaktan içim çekildi artık. Odada klimayı İstanbul derecelerine getiriyorum ki ancak rahatlayabileyim. Akşamları suda yürürmüş gibiyim. Mümkünse hep odada kalmak istiyorum. Ama yine de çıkıyorum işte.

Bulduğumuz her klimalı mekana girip çıkıyoruz. Bangla Road'un bir esprisi kalmadı, hep aynı, hep aynı. Envai çeşit kızlar ve lady boylar, striptiz direklerine tutuna tutuna masaların üzerinde dans ediyorlar, hovardalar hemen altlarından onları izlerken içkilerini yudumluyorlar, bunların hepsi neredeyse caddenin ortasında oluyor ve bizim de ilk gün yaptığımız gibi yeni gelenler hayretler içerisinde bunları fotoğraflıyorlar.

Bangla Road: Gündüz masumiyeti
Phuket'te aşkın birçok hali var; ama en belirginleri şunlar:

- Taze çiftler: Buralar balayı için pek revaçta. Evlenen soluğu burada alıyor. Eh, düzgün bir otelde kalıp, el ele dolaşmak için eli yüzü düzgün bir yer. Ama mesela dün gece kordon boyunca sürekli karşılaştığım ve sürekli elele dolaşmalarından balayında olduğunu tahmin ettiğim bir çift her şeyin hayranlıkla fotoğrafını çekiyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde, hadi sabah saatlerinde diyelim, çifti bu sefer Bangla Road üzerinde gördüm. Adam bir travestiyle fotoğraf çektirmek için neredeyse yalvarıyordu, travesti para istiyor, karısı da elinde kamerayla şaşkın şaşkın onları izliyordu. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine, ne diyelim.

- İhtiyar delikanlılar: Bunları her yerde görmek mümkün; sahilde koşup yoga hareketleri yaparken, publarda kahkahalar atarak bir şeyler anlatırken, tay kızlarından birini elinden tutup gezdirirken, vesaire vesaire. Buralara gelmeden önce en çok okuduğum şey neydi biliyor musunuz? Özellikle bloglarda, yaşlı başlı adamlar ufacık kızlarla dolaşıyorlar, iğreeeenç, falan yazıyordu. Oysa ufacık dedikleri kızlar, tay olmanın getirdiği minyonluktan öyle ufaklar. Dün sabaha karşı otele dönerken, kordon caddesinde ileride çocuk boylarında bir tay kızı bacaklarını açıp kaldırımı geçişime kapattı. Yanından geçerken de bohçamı avuçladı ki şaşkınlığımdan yüzüne bakınca hiç de öyle çocuk yaşta olmadığını, yaşını başını almış bir hanımefendi olduğunu anladım. Evet, buralarda erkekler ne kadar saygılıysa, kadın kısmı o kadar yırtık. Tuhaf yani.

- Aussie bumlar: Avustralya ya da Yeni Zelanda'dan grup halinde gelen 20-24 yaş arası gençler bunlar. Ucuz hostellerde, pansiyonlarda kalıyorlar, genellikle atlet ve sörf şortu giyiyorlar ve aslında show-off yapıyorlar. Bazen kızlarla takılıp zıvanadan çıkıyorlar ki yine dün gece sahilde dolaşırken, bir kıza hava atmak için kalabalığın içinde çırılçıplak soyunup suya dalanını da gördüm, Bangla Road'da ilgi çekmek için tangayla dolaşanını da...

Aussie Bum indeed!
- Türkler: Bizim dışımızdaki tüm Türkler maaile saadetiyle akşamın erken saatlerinde kordonda şöyle bir tur atıp, pespembe görünen Hello Kitty mağazalarından çocuklarına alışveriş yapıyorlar. Eh, bu da aşkın maaile hali ne de olsa...

Anneee bana Hello Kitty al!!!
- Gayler: Buralarda eşcinsellik yasal ve trans sekse çok ciddi saygı var. Tüm barlarda sahne alan (ve ünlü şarkıcıları taklit eden) travesti ve transeksüeller resmen assolist edasıyla dolaşıyorlar. Paradise Complex, gay barların ve clubların toplandığı bir yer. Barların üst katları da genellikle gayler için otel ve pansiyon. Lady Boylar bazen sokağın ortasında show yapıyor, bazen de mekanların içinde. Kimisi iyi taklit yapıyor, kimisi ise işi komedyenliğe vurmuş. Buralara gelirseniz mutlaka görün. Neyse, aşkın bu hali de genellikle bu sokakta toplanıyor.

Müthiş şovlar!!!
- Backpackerlar: Bunlar biraz daha romantik. Yılın dokuz ayı çalışıp, sırt çantalarını sırtlarına atıp 3 ay boyunca tatil yapıyorlar. Daha çok Avrupalılar ve kaldıkları yerlerde aşka yakın olan bir şeyi arıyorlar. Mesela kumsalda tanıştığımız Alman Thomas (siz de aynı espriyi düşündünüz di mi? hahah) 2 haftadır Patong'da ve masajı sevdiği halde buralardaki happy ending olayından rahatsız. Apış arasını gösterip, masaj falan bilmiyorlar bunlar, tek bildikleri happy ending, diyor. Haklı, çünkü sokaklar, caddeler, ara sokaklar ve geçitler, her yer masaj salonu, hepsinin önünde en az 5 kız aynı tip kıyafetle oturuyorlar ve yaklaşan birini görür görmez hemen ortaya atılıp "harro masaaaays?" diye oranızı buranızı sıkıştırıyorlar. Harro massaaays, hello massage? anlamında. Neyse, bizim Thomas da bir markette çalışan kızla yakınlaşmış, kız mesaisinin 12'de biteceğini söylemiş, onu bekliyormuş kumsalda. Ne diyelim... Bir yastıkta kocarlar belki de, kim bilir?

Emme velakin dün sabaha karşı otele dönerken, ilgi çekmek için tangasıyla dolaşan çocuğu gördükten ve yoldaki hanımefendi bohçamı avuçladıktan sonra aslında hepimizin ne kadar desperado modunda olduğumuzu düşündüm. Her yerde, kalabalıkların içinde bile yalnızız, yalnız kalmamak için debeleniyoruz, manasız enerji ve zaman kaybediyoruz.

Bana göre en doğrudanı (para için yapıyor olsa bile) bohçamı avuçlayan hanımefendi. Derdi belli, sunabileceği şey belli. Zaman kaybı yok, enerji kaybı yok. İsteyen olursa alır gider.

Belki bir şey anlamıyor olabilirsiniz şu an yazdıklarımdan, ama yaşadığım acınası 18+ macerayı anlatacak değilim. Hayal gücünüzü çalıştırmanızı rica edeceğim o yüzden. Sadece şu kadarını söyleyeyim; dünyanın neresinde olursanız ve dahi dünyanın neresinden olursanız olun, hiç fark etmiyor, herkes müptezel, herkes olanaksız aşkların peşinde koşturuuuup duruyor. Gerçekten hiç fark etmiyor... Oysa aşk kapıyı ne zaman çalacağını kendisi belirliyor, biz de tutmuş debeleniyoruz. cık cık cık...

Çok sıcaaaaaaaaak... :P

1 yorum:

  1. o +18 macerayı dinlemek isterizzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz. :P

    ahahaha.
    bohça avuçlatmak...
    LOL

    YanıtlaSil