20 Mart 2011

BİLİNMEYEN

Sen misin kışın ortasında işi gücü bırakıp 15 gün Tayland sahillerinde güneşlenip denize giren? Gelir gelmez işler yığıldı haliyle. Eh, bloglara dokunmalarından da faydalanıp biraz boş geçtim, ama bir sürü de şey birikti. Özellikle okuduğum kitaplar...

Bunlardan biri Bilinmeyen.

Hayatım boyunca o devasa uçakların nasıl olup da havalandıklarını, sonra da havada kaldıklarını anlayamadım. Eminim YouTube'a girsem, envai çeşit 3 boyutlu açıklamasına dair video bulurum, ama gizemli kalması daha çok hoşuma gidiyor sanırım. Sadece uçaklar mı? Zaman geliyor nasıl yürüdüğüme bile şaşırıyorum. Yürüme eyleminden bahsetmiyorum, işin mekaniği şaşırtıyor beni. Gün geliyor başımız önde, bazen başımız dik, zaman zaman da iki büklüm yürüyoruz, amma velakin o iki ayak üzerinde bacaklarımız hareket ederek bir o kadarlık bedeni dengeli bir şekilde taşıyor. Eminim bunun da açıklaması en azından BBC'nin human body sitelerinde vardır, ama dedim ya gizemli kalması, sokakta yürürken arada bir yürüdüğümün farkına varmak ve nasıl olduğuna şaşırmak hoşuma gidiyor.

Bilinmeyen'in konusu da biraz bununla alakalı. Siren yayınlarından çıktı, yazarı Joshua Ferris. The Economist son on yılın en iyi romanı demiş. Kahramanımız bir avukat, arada bir "geliyorlar" o da başlıyor yürümeye, nereye gittiği, nasıl gittiği önemli değil, ayakları onu götürüyor. Sebebi bilinmiyor. Karısı ve kızı, kahramanımızı en sonunda yürümekten bayıldığı yerden toplamaktan muzdarip. Bu arada bir cinayet işleniyor ve müvekkili cinayetle suçlanıyor. İlişkiler sarpa sarıyor, dava sarpa sarıyor, adamımız sarpa sarıyor ve... kitap aslında olaylara yoğunlaşmadan bugünkü ruh halimizi anlatıyor. Alt metni gerçekten çok güçlü bir roman.

Tavsiye ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder