24 Nisan 2011

İNTİHAR VE KÖPEK DİŞİ

Kahramanmaraş'ta 65 yaşındaki annelerini kaybettikten sonra topluca intihar eden 4 kardeşin hikayesi son zamanlarda gazetelerde okuduğum en tuhaf trajedilerden birisi.


Neyran Sağocak (anne) heykeltraş. Necdet Sağocak (baba) avukat. Beraris, Sajen, Raden ve ne hikmetse (hatta tüyler ürperten bir şekilde) fotoğrafı olmayan Rulin ise bu çiftin 4 çocuğu. 2 kız, 2 erkek. Çocuklar annelerine hastalık derecesinde bağlı; neredeyse hiç evden çıkmıyorlar. Aile olarak zaten çevreleriyle iletişimleri neredeyse hiç yok gibi. Ne selamlaşıyorlar, ne hal hatır soruyorlar. Ortada görünmüyorlar pek.


Habere göre baba Necdet ne eşinin, ne de çocuklarının ölümünden sonra ağlamamış. Avustralya aksanlı "A dingo took my baby" savunması ve Meryl Streep'in muhteşem oyunculuğuyla prim yaptığı "Karanlıkta Bir Çığlık" filmini akla getiriyor gerçi ama arkalarından ağlamadı diye bir adamı ayıplamak ne kadar doğru kestiremiyorum. Ama öldükten sonra eşinin tüm heykellerini kırması, insanın gözünde tuhaf sahneler yaratıyor. Haberlerdeki en tüyler ürperten detaylardan biri de başka hiçbir eşyanın olmadığı salonun ortasında, bahçeyi seyredebilecek şekilde yerleştirilmiş sallanan sandalye. Haber fotoğraflarında evin kendisi bile sanki bir korku filmine poz verir gibi.


Ama Kahramanmaraş'ın tuhaf toplu intiharı sadece bu değil. 3 Ekim 2009'da da siyahlara bürünmüş 4 kızkardeş kendilerini Hasancıklı Köprüsünden Aksu Çayı'na atıvermişti. Tek mantıklı gerekçesi en büyük ablaya görücü gelmiş gibi görünse de henüz neden böyle bir iş yaptıklarını çözebilen yok.


Sanıyorum her sağlıklı insan, hayatının bir döneminde intiharı düşünmüş, böylesi bir girişimin gereksizliği konusunda haklı gerekçeler üretip, parmağını bile kıpırdatmamıştır. Bununla birlikte intiharın hep bireysel bir şey olduğunu düşünürüm; bireysel bir içedönük cinnet hali. İntiharın toplu hali ise kafa karıştırıcı. Hele ki gencecik insanların el ele verip ölüme atlamaları çok daha kafa karıştırıcı.

İşte bu kafa karışıklığında aklıma "Köpek Dişi" filmi geldi. Yunan yapımı filmde çocuklarını köpek dişleri düşene kadar evin güvenli duvarları içinde tutan bir aile anlatılıyordu. Çocuklara "kedinin" en tehlikeli yaratık olduğu öğretilir, küçük sarı çiçekler "zombidir"; bambaşka anlamlarla yetişmektedirler özetle. Dış dünyaya dair tek merak konusu, gökyüzünde iz bırakarak geçip giden uçaklardır. Duvarların ötesi yoktur. Ama oğulun cinsel ihtiyaçlarını gidermek için eve getirilen ve ailenin fabrikasında güvenlik memuru olan Christina, bu tuhaf oyunu bilmeden de olsa bozar. Köpek dişlerini sökmek, çocukların evin duvarlarını aşması için bir çözüm olabilir mi? Seyredin derim.



Kahramanmaraş'taki bu olay, evin poz veren haliyle, kırılan heykellerle, vesikalık fotoğraflarıyla, fotoğrafı bulunamayan 4. kardeşiyle ve dahi eşyasız salonun ortasında bahçeyi seyreden sallanan sandalyesiyle bize bambaşka bir hayatı anlatmaya çalışıyor gibi. Halihazırda içimizde, çok yakınımızda yaşanması muhtemel yüzlerce, binlerce hayat gibi.

Merakım bu yüzdendir, yoksa toprakları bol olsun, allah rahmet eylesin. Kimse böyle bir trajedi yaşamasın. Amin.

3 yorum:

  1. Bomboş odadaki sandalye önündeki sandalye, korku filmi gibi olmuş resmen. Dediğin filmi bulup seyretmeye çalışacağım.

    YanıtlaSil
  2. Seyret bence de. şok eden sahnelere şimdiden dikkat!!! :)))

    YanıtlaSil
  3. yok ben almiim! zaten 3. sayfa haberleri yetiyorda artıyor, gözlerim yuvalarında kalsın...

    YanıtlaSil