26 Mayıs 2011

TERSİNE ŞİİR


Bugün - İstanbul ev

Dünya soğur, akşam serinlerken,
Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
Ve işte en gümüş cümlem:


İçimi açtım sana.
İçini açmak için.


Hürriyet Doğan Hızlan - "Birhan Keskin'in Şiiri" yazısı



Bodrum'da son gün - Neşe Pansiyon önü


- Çok içtik!
- Dehidre oldum walla.
- O ne be?
- Aman susuz kalmak işte.
- Çok üzdün dün gece ama beni hayvan.
- Amaan ben öyle işte, tersine şairane bi adam. Kule'de eğlendik ama. Neydi o kardeşler öyle?
- Ay, sözüm ona kahvaltıya çağıracaklardı.
- Telefon alışverişi yapıldı mı?
- Ben almadım. M. e-mailini almıştı galiba.
- Galiba. Ben de R. senin telefonunu aldığını hatırlar gibiyim.
- Hatırlamıyorum.
(Telefonum çalıyor)
- Ana. Meğer R. benim telefonumu almış.
- Haydaaa.
- Aloooo. Nabersin? Noossun işte yayıldık kumsala, güneş damlar içimize. Heheh. Ohoooo, biz sabahın köründe kalktık, kahvaltımızı ettik bile. Ooooldu, peki. Hadi size afiyet olsun. Hadi görüşürüz baba. Kardeşine selam söyle.

Koro halinde: Kikir kikir

Bir gece öncesi - Bodrum Barlar Sokağı Kavalye Bar

Atma, Zalimin Zulmü, Biri Bana Gelsin kokteyli eşliğinde Crying at the discotheque...

- E hani ağlamayı odana bırakmıştın.
- Engel olamıyorum. Ağlamışım neye yarar?
- .......

Bir saat öncesi - Bodrum Barlar Sokağı Kule Bar

- Öf neydi o Kuba denilen yer öyle. Reina çakması tam. Bütün kebişler oraya toplanmış.
- Dur ben bunu bi tweet edeyim. Kebiş=Kelimenin kendisi kadar anlamsız yer ya da insanlara verilen ad.
- Ne güzel çalıyo burası... Ne içiyoruz?
- Bira içecem ben.
- Ben de. İki bira lütfen...
- Hadi şuraya konuşlanalım.
Garson: Orası rezerve.
- Bak şurası daha büyük. Başında da 2 kişi var.
Garson: Orası rezerve.
- Üff dışarı çıkalım o zaman.
- Hem sigara içeriz.
- Grrrrrr... Ben 4sqr'den bir yorum yazayım da görsünler günlerini.
- Şey, afedersiniz. Buraya eklemlenebilir miyiz?
- Buralara pek sık gelmiyorsunuz herhalde.
- Nasıl yani?
- İçeride barındırmadılar sizi di mi? Heheh
- Siz kardeş misiniz?
- Hihihihi. Bu soruyu sormayana madalya takacaz walla.
- Eheh. Siz buralısınız anlaşılan.
- Daha 2 yıl oldu, ama oldu işte.
- Şerefe o zaman.
- Hayırdır? Tatil?
- Öyle bir kaçamak işte. Siz napıyosunuz Bodrum'da?
- Çalışıyoruz. Siz?
- Ben çeviri işindeyim. / Ben de tasarım.
- Ben bir yapı malzeme şirketindeyim. Kardeşim de .....'de çalışıyor.
- Şirketleri ele geçireceğiz diye patronların ödü kopuyor. Hahahah. Ama çeviri dedin ya... Ben de şiir yazıyorum.
- Aaaaa, o zaman bir tane patlatırsın sen.
- Yazıyorum ama yazdıklarımı hatırlayamıyorum.
- Defter taşı yanında. Bütün hayallerimizi yıktın. Benim şiirle hiç aram yoktur, ama dur bak, sana bir tane şakıyayım. Cezmi Ersöz'den.

Nereye istersek oraya gideriz / Haritanın yırtılan yerine / Havagazını ve pencereleri açıp sevişiriz / Nereye istersek oraya gideriz

- Vaaaay. Havagazı ve pencere ha? İyiymiş. Bak aklıma bir şiirim geldi.

Seni düşündükçe tükeniyorum iyice / Yazabildiğim birkaç kelime / Seni düşündükçe tükeniyorum iyice.

- Kalbimi okudun ya M., bravo sana. Dur ben bunu tweet edeyim.
- Dur kalbini biraz daha okuyayım. Necip Fazıl'dan. Hatırladığım kadarıyla ama.

Ne hasta bekler sabahı / Ne şeytan günahı / Seni beklediğim kadar.
Geçti, istemem artık / Bırak vehminde gölgeni / Gelme artık, neye yarar.


- Ben ağlamayı odama bırakıyorum. Yastığım ıslansa neye yarar.

Koro halinde: Hahahahaha

1 gece öncesi - Bodrum Bargilia P.'nin evi

- Birhan'ı biliyorsun. Anlatıyorum hep. Hani şair arkadaşım.
- Eveeeet.
- Ödül aldı.
- Ya hiç anlamıyorum şu şiir işinden.
- Ama Birhan çok sıkıdır.
- Bakarım bir ara.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder