14 Haziran 2011

KARMA, İLİŞKİLER VE HESAPLAŞMA


Önce şerhimi düşeyim.

Ben sağı solu belli olmayan bir adamım. Bazen sağın nerede, solun nerede olduğunu bile bilmem, dalarım. Yılların reklamcılığının getirdiği sinirli bir dalıştan bahsetmiyorum; daha çok maceracı bir dalıştır bu. Bir zamanlar boşuna "rüzgarın oğlu" dememişler bana. Rüzgara kapılmak da rüzgarın önüne düşmek de aynıdır benim için. Öte yandan sağımı solumu bilmesem de bildiğim bir şey var; ne diyorsam odur.

* * *

Bir yıl önce bir şey yaşadım. Sıradan başlayıp dokunma tutkusuna dönüştü, sonra çeşitli nedenlerle başka bir şeye, muhtemelen daha iyi bir şeye dönüştük. Hala tartışıp dururuz onunla da, çünkü hep sözümün gerisinde başka anlamlar arar. Ak diyorsam akdır, kara diyorsam karadır mesela; ancak bu örnek inadımın bir kanıtı değildir, aksine grilerim haddinden fazladır. "Gel" diyorsam "gel" anlamına gelir, "git" diyorsam "git" demektir. Hatta bazen "gel" demesem bile "gel" anlamına gelir, "git" demeden de "git". Zaman zaman hiçbir şey dememem, beklememdir belki yaşadığım şeyleri dönüştüren. Evet, kabul, benim de kapkaranlık mıntıkalarım var, sığınak niyetine kullandığım. Zaman zaman da fena şeyler söylerim, ama içimdekinin tersini hiç söyleyemem. Sanırım bunu yapmak için daha yüksek bir zeka gerekiyor.

* * *

Üç ay önce de bir şey yaşadım. Belki yaşadığımı sandım, belki de fazla yaşadım. Hızlı başladı, çabuk tökezledi, benim için hala büyük bir esrarla son buldu. Önce özenle deştiğim karanlık mıntıkalarımla repütasyonum ağır mı geldi acaba diye düşündüm, "sen özgür bir adamsın" dedi, "ben sana onu şunu bunu sordum mu?" diye sordu. Halbuki ben hiç adetim olmadığı halde sadece bir cevap alabilmek için paranoyalarımı tetikleyen tek bir kişiyi sormuştum. Kaderin cilvesine bakın ki en sonunda o üçüncü kişi sahte kimliklerle karşıma çıkıp esrarı daha da köpürttü. Tüm bunların sonucu sahte kimlik girişiminde, hatta çok fena bir adli olayda bile şüphelenecek kadar yoğun bir paranoya ve takıntı. Paranoya ve takıntının sebebi elbette kaçamak konuşmalar, oyuncu hamleler, yaşanan şeydeki kapkara solucan delikleri. Buna da kabul, çünkü bunları mıknatıslayan muhtemelen benim.

* * *

Şimdi de bir şey yaşıyorum. Belki karşımdakinden daha az yaşıyorum, ama her zamanki gibi anın keyfini çıkarma düsturuma sarılarak yaşıyorum. Kimsenin canını bile isteye yakmak istemiyorum, her ne kadar bazen canavar gibi görülsem de böyle bir şeyi yapmayı hiç istemedim. Sadece canım fena halde yandığında ısırıverdim hep, sonrasında geri çekildim. Ya da dönüştüm. Dönüştük karşılıklı çabalarla.

* * *

Karma muhteşem bir şey.  Başkalarının bize yaptıklarına zaman içinde, belki bambaşka hayatlarda maruz kalacaklarını bilmek rahatlatıcı gibi gelse de asıl önemlisi, bizim - eğer biraz şanslıysak - aynı yaşam süresi içinde, - hatta çok şanslıysak - sadece birkaç ay sonra aynı, ama rollerin değiştiği bir durumla tekrar karşılaşıp kendimizi sınamamızı, kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak o davranışı göstermeyi, söylemesek, dile getirmesek bile hakkaniyetli davranmayı öğrenmemizi sağlıyor. (Son yazdığım cümlenin uzunluğuna bakıp Oğuz Atay'laşabileceğimden ben bile korktum, ama duracağım yeri bilirim ve duracağım yeri bilirim diyorsam, duracağım yeri bildiğimi söylemek istiyorumdur; ortası, eksisi, artısı, altyazısı yoktur söylediğimin.)

Keza hesaplaşma da yaşadığımız şeylerle değil, kendimizle oluyor. İyi oluyor. Ucundan kıyısından törpülüyor. Törpülenecek yerlerimiz sandığımızdan da fazla. Roman taslaklarımdan birinin adı "Hesap Lütfen"; belki çocukken annemle gittiğim bir dudağı yerde, bir dudağı gökte Alaaddin'in Cinine benzeyen iri yarı hocanın kehanetiyle 300 yıl boyunca okunacak kitabım bir otobiyografi olur.


* * *

"Özledim," dedi. Sonra tekrar dedi, sonra tekrar... Benden bir "Özledim" lafı beklediğini biliyordum. Bunu söyledim, itiraz etti, "Ben ne diyorsam odur," dedi. Bir şey demedim. Anın keyfini çıkardığımı gösterdim.

Mıknatıslıyoruz, yaşıyoruz, karmalıyoruz, hesaplaşıyoruz... öğreniyoruz.


2 yorum:

  1. ha şöyle... dök içini rahatla? karma mı yoksa başka birşey mi bilemiyorum ama; bazen ilginç olaylara imza atabiliyor kendisi.

    YanıtlaSil
  2. o yüzden muhteşem ya :)))

    YanıtlaSil