02 Ağustos 2010

INCEPTION ya da RÜYAYA YATMAK


Hayat tuhaf tesadüflerle dolu. Son blog yazısı düşlerle ilgiliydi. Üstüne 9.2 imbd puanlı Inception (Başlangıç) filmini seyrettim. Yine düşlerle ilgili. Bazen birşeyleri çağırdığımı hissediyorum, ama belki de sadece bilinçaltım filmin reklamlarını görüp beni çok önce yazdığım düşler yazısını bulmaya yönlendirdi beni. Bilemem. Sadece filmi seyretmediğim halde (dikkat! cümlenin bundan sonrası SPOILER içerir! :P) "DÜŞLÜ" yazımın son bölümüne takılıyorum ve aklın yolu bir diyorum. (bkz. DÜŞLÜ)

Açıkçası fragmanını seyrettiğimde perspektifle oyunlar oynanan bir aksiyon filmi olduğunu düşünmüştüm. Oysa film daha başladığı andan itibaren kafa karıştırmaya başlıyor, üstelik o kadar ince kurgulanmış ki zamanla (çünkü hikayede zaman çok önemli) ilgili hiçbir yabancılaşma hissetmiyor insan. Leonardo (DiCaprio)'nun yerine başkası olsa olurmuş ama Oceans 11 tadındaki ekip çok iyi.


Spoiler verilecek bir durum yok aslında. Leo, bir düş hırsızı, yani şirketler için insanların düşlerine (yani zihinlerine) sızıp gizli bilgileri onlardan çalıyor. Ve bunu tek başına değil, bir ekip eşliğinde düşleri tasarlayarak yapıyor. Öte yandan Leo (Cobb) karısı ve çocuklarıyla ilgili bir sorun yaşıyor. Bu sırada bir iş adamı, tam aksine birisinin zihnine bir fikir ekmesini istiyor ve bu iş, başındaki beladan kurtulmak için son çıkış kapısı. Ekibi toparlıyor, düşleri tasarlıyor ve işte bu noktada dananın kuyruğu kopmaya başlıyor. Rüya ve zihinle ilgili zaten bildiğimiz ve baştan kabullendiğimiz bir sürü öge, hikayenin içine o kadar iyi yedirilmiş ki hiç zorluk çekmeden konuya dalıyorsunuz.


Diyeceğim o ki filmi sonuna kadar, yeri geldiğinde ağzım açık seyrettim. Bazı filmler vardır, sinemadan çıktıktan sonra da etkisi sürmeye devam eder; mesela Memento, Truman Show, The Others, Fight Club, 12 Monkeys, Inglorious Bastards ve tabii ki Matrix. İşte Inception da listemde saydığım filmlerin arasına girmeyi başardı. Mutlaka sinemada seyredin... tavsiye ;)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder