27 Ağustos 2011

INSTAYLA EXHIBITON 1

Madem facebookta güvenlik ayarlarını "ayarlayamadım", ben de bloga bir foto albüm koyayım dedim... Kimse eksik kalmasın diye tabii ki! Yine ondan şundan bundan tadında bir çalışma oldu. Fotoğraflar Nokia N97 mini  (5mp) ve GE X5 ile (14.1 mp) çekildi, çeşitli fotoğraf düzenleme uygulamalarıyla son haline getirildi.

İçki ikramınızı kendiniz hallediverin artık ;)

Eminönü
Balat
Parti
Eminönü 2
Büyük Londra Terasından Haliç
Sabah Gökkafes
İnşaat
Damdaki
Moi
Dolunay
Serseri
Cam
Çeyrek
Günbatımı
Şehir
Timi
Komşular
Nanik
Thai Diva
Glitters
Yummies
Buda
Eski
Bangla Road

25 Ağustos 2011

Orfoz, lagos kurtuldu / lüfer için kara göründü / şimdi eyleme katıl / göster gücünü


Orfoz, lagos kurtuldu / lüfer için kara göründü / şimdi eyleme katıl / göster gücünü: “Seninki kaç santim?” kampanyasına 600 bin kişinin verdiği destekle lagos ve orfozu kurtardık. Sıra diğer türleri kurtarmakta! Denizlerimizin ve balıkların geleceği için, iş işten geçmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl.

23 Ağustos 2011

Alo! Facebook'tan Arıyorum…

Dünyada ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Rocco ve Turkcell, Facebook’ta cep telefonu üzerinden iletişimi başlattı. Rocco Sıkısakız için Turkcell altyapısı ile hazırlanan “Facebook’tan cep telefonu ile arama yapma servisi”ne sadece telefon numaranızı vererek dahil olabiliyorsunuz. Linke tıklayıp http://www.facebook.com/roccoloji kaydınızı tamamladıktan sonra uygulamaya kayıt olan herkesle Rocco’nun hediye ettiği 30 dakikayı kullanarak konuşabiliyorsunuz. Nasıl mı? İşte videosu...

Üyelerin telefon numaraları görünmediği için hem eğlenceli hem de çok güvenli olan Rocconnect Tıkla Konuş ile bedava konuşmak için Turkcell abonesi olmanız ve bir Facebook hesabınızın olması yeterli.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

Bir bumad advertorial içeriğidir.

19 Ağustos 2011

L.O.V.E: MASHUP

Michael Jackson + 10 Popçu... Robin Skouteris'ten 1 mashup... Daha ne olsun?

Me luvey mashup :)



Bu mashuptakiler:

Michael Jackson Feat. Akon - Hold My Hand
Backstreet Boys - I Want It That Way
Jason Derulo - In My Head
Muse - Starlight
Beyonce Knowles - Halo
Iyaz - Replay
B.O.B. feat. Hayley Williams - Airplanes
Kelly Clarkson - Behind Those Hazel Eyes
Oasis - Wonderwall

16 Ağustos 2011

BAYRAMDA PLAJLAR İÇİN TUHAF KİTAPLAR

Malum bayram tatili geliyor. Herkes bir yerlere kaçmak için sabırsızlanıyor. İyi de mayonuzu, pareonuzu, flipfloplarınızı alıp kumsala yayılacaksınız da kitapsız mı kalacaksınız? Buna asla gönlüm elvermez. İşte size plajda uzanırken hava atabileceğiniz tuhaf kitaplar...

Ölüm Pornosu (Snuff)
Chuck Palahniuk
Ayrıntı


Biliyorsunuz, yaz başlarken muzır neşriyat sebebiyle bu kitap çok popüler oldu. Allah bütün kitaplara böyle reklam nasip etsin :) Ama zaten Dövüş Kulübü'yle hepimizin tanıdığı Palahniuk'un bütün kitapları bu ilgiyi hak ediyor. Ölüm Pornosu, artık miyadı geçmeye başlayan porno yıldızının 600 erkekle seks yapma rekoru kırmak üzere kamera karşısına geçmesini konu ediniyor. Bölümler yıldızın asistanı ve üç erkeğin anlatımıyla ilerliyor. Bir gün bile sürmeyen çekimler sırasında (daha doğrusu 600 erkeğin sırasını beklediği salonda) bir taraftan porno yıldızının eski filmlerini duvarlarda asılı ekranlardan izliyoruz, bir taraftan da özellikle üç erkeğin porno yıldızıyla tuhaf ilişkisine tanık oluyoruz. Şok edici olduğunu söyleyemem, hatta biraz uçlarda dolaşan bir melodram olduğu bile söylenebilir. Ama okumazsanız, eksik kalırsınız. Hava atması da cabası :)


AZ
Hakan Günday
Doğan Kitap


Son zamanlarda okuduğum en çarpıcı, aynı zamanda keyifli roman oldu. Yeni yazarlarımızın ufuklarının daha da açılmasını bekliyorum. Aslına bakarsanız, AZ en az Ölüm Pornosu kadar şok edici bölümlere sahip. Özellikle kitabın iki kahramanından (her ikisinin de adı Derda - aralarında sadece aksan farkı var) dişi olanının anlatıldığı ilk yarıda... Kitabın bu bölümünde kız Derda'nın daha çocuk yaşta okuldan alınıp gelin verilmesiyle başlayan, İngiltere'ye uzanan ve uç noktalarda gezinen hikayesi, erkek Derda'nın yine şok edici bir gelişmeyle başlayan, sonrasındaysa kitaba bir parça olsun yumuşaklık katan hikayesiyle bir noktada birleşiyor. Hakan Günday'ın dili çok temiz ve vurucu. Kitap beni arka kapağındaki alıntıyla çekmişti zaten... Yutarcasına okuyacaksınız, benden söylemesi.



Dünya Evi (Tuzak) / The World House 
Guy Adams
AKY


Lost özleyenler için yerini tutmasa da bir avuntu olabilir. Tam bir "Burası neresi? Ben neredeyim? Ben kimim?" hikayesi. Şöyle ki; ahşap bir kutu var, üzerinde tuhaf oymalar falan... Ve bu kutuya dokunanlar kendilerini ucu bucağı olmayan, ama binlerce odası olan bir evde buluyorlar. Mesela banyolardan birinde yere gömülü küvet aslında bir okyanusa açılıyor ya da kış bahçesi aslında bir cangıl. Dünya Evi karardığında ortaya çıkan, görülmeseler de etraflarına korku saçan, konukları parçalayan bir takım güçler söz konusu. Evin en ortasında da bir kütüphane var. Gelmiş geçmiş herkesin gelmişinin geçmişinin yazılı olduğu kitaplar burada. Yaşadıkça hikayeleri devam ediyor bu kitaplarda. Beni en çok etkileyen 19. yüzyıl başlarından eve gelen ve en uzun süredir evde hayatta kalan gezginin hikayesi oldu. Bu gezginin nişanlısı bir anda - hiçbir şey söylemeden - hayatından çıkıvermiş ve gezgin bunu bir türlü anlayamamış. Evdeki kütüphaneyi bulunca nişanlısının kitabını bulmuş ve okumuş. Öğrendiği şey çok can yakıcı. Karakterler derinlikli değil, zaten trilyonlarca karakter var, bir noktadan sonra kim kimdi diye karıştırmaya başlamanız olası. Yine de kısacık hikayeler şeklinde ilerleyen kitap heyecanla okunuyor. Ve tabii ki kitap bir sonraki kitabı da müjdeliyor - Restorasyon. Bu kadar spoiler yeter :)


Tatlı Rüyalar 
Alper Canıgüz
İletişim


Alper Canıgüz, son dönem Türk yazarları arasında en sevdiğim. Müthiş eğlenceli kalemiyle bu sefer Psiko-Absürd Romantik bir Komedi için oynatmış. Daha önceki romanlarından daha tuhaf, daha karmaşık. Hikaye "25 yaşında, iyi eğitimli, iki yabancı dil bilen sağlıklı genç, geri kalanını temin edebilmek amacıyla hayatının  bir bölümünü satıyor" seri ilanıyla başlıyor. P330 paradigması, üç milyon dolarlık çanta, katarsis garantili elektro-psikanaliz, medreseler, Beşiktaş balık pazarı... Tatlı Rüyalar'da ne ararsanız var. Alper Canıgüz'ün diğer kitaplarıyla ilgili yazılarım için buraya (Oğullar ve Rencide Ruhlar) ve buraya (Gizli Ajans) tıklayabilirsiniz.

Şimdiden iyi tatiller, güzel okumalar ;)

15 Ağustos 2011

GÜZEL VE UCUBE: FUR


Uzun yıllar önce internetten tanıştığım biri buluşmaya geldiğinde biraz şaşırmıştım. Doğrusu sonrasında da neye şaşıracağımı şaşırmıştım: geldiği andan itibaren kurduğumuz sıcak diyalogla bir bacağı engelli olduğu için koltuk değneğiyle karşıma çıkmış olmasının arasında kalmıştım. Şimdi şimdi düşünüyorum da iyi ki öyle bir sürpriz yapmış. Belki daha onunla buluşmadan önyargılarımı ekmeye başlayacaktım. Belki zaten o da bunu bildiği için sürpriz yapmayı tercih etmişti. Kulakları çınlasın.

Kulak demişken, kepçe kulağı da severim; insanın yüzüne afacan bir sevimlilik kattığını düşünürüm. Hele faça izine özel bir hayranlığım vardır, ister ameliyat ister jilet izi olsun, dokunmak isterim. Köprücük kemiği normalden biraz daha derin olmasın, hemen okşamak isterim. İster doğuştan ister insan mamulü olsun her tür farklılığa içten gelen bir merakım var. Güzel bir yüz gördüğümde sonradan onun engelli olduğunu fark ederim. Güzellikten kastım, bir tür saf güzellik, bir tür mağrur güzellik, bir tür kabullenilmiş güzellik. Toplumdan farklılaştığını fark eden ve bunu kabullenen azınlıkların yüzüne yerleşen türden bir güzellik.

İşte Fur (Tutku) filmi de Amerikan fotoğrafçılık tarihine önemli katkıları olan Diane Arbus üzerinden bu farklılıkların güzelliğini ortaya koymayı fikir edinmiş. Filmi bir arkadaşım önermişti, uzun zamandır bir kenarda duruyordu. Nicole Kidman, kalıpların arasına sıkışmış fotoğrafçı eşi / asistanı rolünün hakkını veriyor yine. Kidman da güzellik açısından uç noktada aslına bakarsanız. O kadar uç noktada ki sinsi bir bakışı insanı daha da ürkütüyor. Robert Downey Jr. ise kürkünün altından sadece gözleriyle o bilge piç performansını eksiksiz veriyor. Bu adamı izlerken kıkırdamamak mümkün değil ki kıkırdamayı severim, bilirsiniz.

Diane Arbus'a gelince... (Fotoğrafları için isme tıklayabilirsiniz) Başta anlatmaya çalıştığım uç noktalar, kadının fetiş derecesinde merakı. Toplumun dayattığı kız evlat / eş / anne / komşu kalıplarından öylesine sıkılmış ki bir çıkış noktası arıyor. En azından filmin iddiası bu doğrultuda. Romantikleştirilmiş (Hollywood-stayla) olması ihtimali de var, ama pornografik versiyonu rahatsız verici olabilirdi sanırım. Her neyse, bu filmde güzelle ucube arasındaki fetişe şapka çıkaran diyalog var.

Biraz yavaş aksa da bu yavaşlık gerilimi tadında tutuyor, ama seyrettikten sonra kafanızdaki ucube kavramını bir daha gözden geçirmek isteyebilirsiniz. Tavsiye ;)