31 Mart 2010

Sıkıntıya gelemeyenler için yoga!

Geoff Dyer, aslında bir gazeteci ama yazdığı kitaplardan dolayı "Modern Montaigne" olarak anılıyor. HitKitap çeviri için kitabı bana verdiğinde en çok kitabın ismiyle uğraştım. Kitabın orijinal adı 'Yoga for people who can't be bothered to do it'.  Çeviriyi yaparken beynimin bir köşesinde alternatifler uçuşup duruyordu. Sonunda önerim "Sıkıntıya gelemeyenler için yoga" oldu, ama yayın evi bölümlerden birinin ismini uygun görmüş. Her neyse...

Xtina ses vermeye başladı...


Çok farklı bir albüm hazırladığı iddiası biraz yavan kalıyor ama yine de iyi bir parça...

30 Mart 2010

Imagine One Day (so far away)


İşte size bir mashup daha... Bakalım bizden TR POP'la mashup yapacak bir DJ çıkacak mı... Açıkçası eli kulağındadır derim... ;)

28 Mart 2010

Çift üç kişiden oluşur (mu?)

İlişki söz konusu olduğunda bendeki bütün teller atmaya başlıyor. Bir türlü sürdürülebilirliği sağlayamıyorum. İlişkiye ne kadar ateşli başlarsam başlayayım, eninde sonunda başka bir şeye dönüşüyorum, hatta dönüştürüyorum. Ya yetmez hissediyorum ya da yetmiyor hiçbir şey. Terapistim duruma 'köksüzlük' tanısı koymuştu; kök salmaya alerjim varmış, o yüzden ne bir yere ne de bir kişiye bağlı kalabiliyormuşum.  Nedenlerinin farkındayım ama yine de sürdürülebilir ilişki konusunda öküzün teki olmaktan geri kalmıyorum.

Koma halinde "görmeye" dair...


İşemeden önce klozet kapağını silen ama işedikten sonra dokunmayan bütün adamları gördüm. Bir vitrin mankenine bakıp "Bir mankenden etkilendim. Acınası haldeyim," diye düşünen bütün yalnız adamları gördüm. Tüm aşk üçgenlerini, birkaç aşk dörtgenini ve bir Paris kafesinin arka odasında çılgın bir aşk altıgenini gördüm. Tersten takılan tüm kondomları gördüm. Trafikte takılmışken arka tarafta ölmekte olan birisi olmasını dileyen tüm ambulans şoförlerini gördüm. Cennete göz kırpan tüm hayırseverleri gördüm. Öldürmedikleri örümcekler tarafından sokulan Budistleri gördüm. Amaçsızca camlara çarpan tüm sinekleri ve hayvanlar üzerinde gezinirken kahkahalar atan tüm pireleri gördüm. Yunan restoranlarında kırılan tüm tabakları ve "Kültür önemli bir şey ama giderek pahalıya mal oluyor" diye düşünen tüm Yunanlıları gördüm. Kedilerinin korkuttuğu tüm yalnızları gördüm.

26 Mart 2010

iamwhoami? bionic? iamlostireallyam!

Youtube bir süredir bir gizeme ev sahipliği yapıyor; enteresan gizemli videolar yayına giriyor, şu anda sanıyorum dördüncüsü yayında ve sonuncusu şu...



Christina Aguilera'nın haziran ayında 'bionic' adında bir albüm çıkaracağını biliyoruz, ondan şüphelenenler var, çünkü bambaşka bir albümle geleceğinin işaretlerini vermişti.

24 Mart 2010

Electric girrrrl!



Ben beğendim. Popüler müziğin yer noktasında Lady Gaga etkisi görsek de klip ve şarkıyı sevdim. Sıkı bir dans parçası olmuş. Bu arada dinleyin diye sıkı bir de mix buldum. Oturduğunuz yerde sadece karnınızı kassanız bile 6-packs garanti... ;)

     Bedük - Electric Girl (Murat PALTACI Mix)  by  DJ.Murat.Paltacı

22 Mart 2010

Twitter'da bir iyilik hareketi: Twestival 25 Mart'ta Tomtom Sokakta

@istanbulTWSTVL ile ocak ayında bir araya geldiğimizde işin bu kadar büyüyeceği hiçbirimizin aklına gelmemişti açıkçası. Geçtiğimiz yıllarda da İstanbul'da gerçekleşen Twestival, bu yıl daha büyük ilgi toplayarak Ankara, İzmir, Kaş, Didim ve daha nicelerine yayıldı. Bütün dünyada 300'ü aşkın şehirde aynı gün kutlanıyor.

Önce bir özet geçeyim: @amanda kızımız Twitter'ın ilklerinden. @istanbulTWSTVL'le toplantılardan birinde Twitter'ın daha çok bir yakın zamana kadar 1.000 (yazıyla bin) kişi olduğunu söylediğinde şaşırmıştım. Tabii o bin kişi neredeyse birbirleriyle kanka ve hadi birşeyler yapalım diyorlar. Malum GÖNÜLLÜ CÖMERTLİK son yılların yükselen trendi. İnsanlar dünyanın her yerinde, bir anlamda SUÇLULUK duygusuyla taşın altına elini sokmaya can atıyorlar; öyle ya dünyayı ısıtttık, gökleri deldik, türlerin sonunu getirdik, vs...

21 Mart 2010

M&M kutusu ne işe yarar?

Yaratıcılığın sonu yok! Tabii ki M&M'in gözlerine siyah bant atmaktan bahsediyorum. Haa başka eğlenceli yaratıcılıkları da görmek isterseniz sizi şuraya alayım. Popcorn Pocket Pussy (thanx to my dearest 4 sharing :)

İşte kanıtları! Bahar geldi, dalları çiçek bastı!

Pazar sabahı Abbasağa...

Bir geceye Rock'n Roll, Punk ve Yıldız Tilbe sığar mı?

Tabii ki sığar. Sadece geceye akmayı kafaya koymak yeterli. Geceye akmak dediğim bütün geceyi bir mekanda akarak geçirmek değil; malum mekanlarda yerinde duranı dövüyorlar, dövmeseler bile itip kakıyorlar. E öyle olunca bir mekanın içinde de bütün gece akılabiliyor. Bense bir süredir bir mekandan bir mekana akarak, o mekanların içinde fır dönmeyi tercih edenlerdenim.

Gece Küçük Beyoğlu'nda başladı. Sinepop'tan sola dön, birkaç adım yürü, kaosa adım at.

19 Mart 2010

se7en değil, sadece 7!

Meşhur gerilim Se7en vizyona girmeden üç yıl önce yayınlanan bir kitap 7 (yazıyla yedi). Altıkırkbeş Yayınları bugünlerde ne yapıyor çok şuurunda değilim, ama doksanların başında gayet iddialı kitaplarıyla iyi numaralar çekiyordu. Cem Akaş'ın kitabını da ismini enteresan bulduğum için almıştım. Hemen arka kapağına bakalım:

'Hadi bakalım buyrun burdan yakın sevgili kronk sen ne demek istiyorsunuz yani baştan söyleseydin de yazıyı hiç bulmasaydık rönesansı da yapmasaydık uykumuzdan feda edip aya gitmeseydik boşuna mı debeleniyoruz biz burada kenar süsü müyüz ulan kek miyiz üzümlü mü sandın sen bizi'

17 Mart 2010

The Extra: Figüranın sevimli poposu!

Televizyonda ne zaman denk gelsem ortasından başlıyordum, sonunda dvd alıp seyrettim. The Extra (Figüran) 2005 Avustralya yapımı. Başrolünde, Avustralya'da yaşayan Kuzey İrlandalı Jimeoin (nasıl okunduğunu bilen varsa beri gelsin, benim tahminim Cimoyn) var. Film, bir figüranın 'figüranlık' macerasını anlatırken, yüzeysel de olsa Eisenstein, Hitchcock, Shakespeare ve daha nicelerine üstün körü selam çakıyor.

16 Mart 2010

Vampir olmanın dayanılmaz 'mızmızlığı'!

Taa üniversitede okumuştum. 90'lı yılların başıydı ve Remzi Kitabevi Murathan Mungan'ın seçkisiyle Çilek Serisini piyasa sürmüştü. Hala en sevdiğim kitaplar bu seridendir; Yetenekli Bay Ripley (Patricia Highsmith), Genç Kızlar Labirentinin Esrarı (Eduardo Mendoza), Kent Masalları (Armistead Maupin), Kılavuz (Bilge Karasu) ve daha niceleri... Hemen hepsini evirir çevirir, tekrar tekrar okur, her seferinde de acaip keyif alırım.

Vampirle Konuşma, Vampirlerin Divası Anne Rice'ın vampir serisinin ilki. Filmi de çekildiği için hikayeyi biliyorsunuzdur. Ama filmde görmediğiniz bölümler, kitabı daha da okunur kılıyor.

Karıştır beni, helvan olayım!

Mart'ın sonuna geldik sayılır ama bir de buradan tarihe not düşmüş olalım. DJ Earworm'un 2009'un 25 Billboard hitini alıp birbirine karıştırdığı muhteşem mash-up çalışmasını kaçırmanızı istemem. Bakın (bence) mash-up ustası kendisi hakkında ne diyor: 
Farklı şarkıları alıp farklı bir şekilde birleştiriyorum, bütün yaptığım bu... Çıkan sonuç mash-up olarak adlandırılıyor ama laptopumla da DJ'lik yapabiliyorum. 
Alçakgönüllü, değil mi? Her neyse... Ortaya çıkardığı karışımla, 25 hit şarkıyı öyle bir birleştirmiş, karıştırmış ki sanki kullandığı bütün şarkılar bu mash-up için yaratılmış duygusu veriyor, helva tadından yenmiyor. Tavsiye ;)
DJ Earworm - United State of Pop 2009 (Blame It on the Pop) - Mashup of Top 25 Billboard Hits

Sleuth: Entrikanın hası


Sinemanın 'eski numaralarına' bayılıyorum. Bütün o planlar, kamera hareketleri, vermek istediği duyguya göre uzun sahneler, kısa sahneler, vsler. Dozunda ama yine de rahatsız eden sessizlikler. Bir de müzik var tabii; yükselir, alçalır, yavaşlar, bir gerer bir rahatlatır. Hepsi safi gördüğümüzü hissedelim diye yapılan bildik taktikler. Hem de gözümüzün içine soka soka. Yine de seviyorum. Sleuth'un devamının çekilmesine de bu yüzden sevdim. Gerçi bir devam filminden bahsedemeyiz tam olarak; ilk filmi 1972 yılında Joseph L. Mankiewicz yönetmiş, başrollerini Laurence Olivier (Andrew Wyke) ve Michael Caine (Milo Tindle) paylaşmıştı. Senaryo ise Anthony Shaffer'ın bir tiyatro oyunundan devşirilmişti. (daha fazla bilgi için http://www.imdb.com/title/tt0069281/)