30 Mayıs 2010

SHUTTER ISLAND ya da AKLIMI YEDİM, ADAMDA BEKLİYORUM!

Lost'la ilgili yorumları okurken birinin Shutter Island (Zindan Adası) ile ilgili yazısına rastlamıştım. Leonardo DiCaprio The Beach (Kumsal) filmindeki performansıyla kalsın için açıkçası başka filmlerine pek yanaşmıyordum. Shutter Island filminde de aynı duyguya kapıldım; bu adam yaşını alıyor almasına ama bedeninin ergen oğlan hareketlerinden bir türlü kurtulamıyor ve bu ergenlik hali en çok The Beach filmine uygun düşüyordu. Neyse konumuz Leonardo'nun ergen hali değil, Zindan Adası (ve biraz da kitap/film karşılaştırması, hatta ada mevhumu)...


Buradan buyrun... ;)

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN TWITTER ya da ÖTÜKLEMEYE HIZLI BİR GİRİŞ

Madem OSHUBU!da popüler kültürden bahsediyoruz, Twitter'dan bahsetmeden olmaz. Hem sadece bahsetmekle de kalmayıp hemen her gün gazetelerde (okuyorsanız), televizyon programlarında, arkadaş sohbetlerinde karşımıza çıkan bu 'ötükleme' mecrasını anlamak da lazım. BrandAge dergisi için ayda 7-8 yazı Türkçeleştiriyorum ve istisnasız hepsinde, önümüzdeki yılların ana mecrası olarak mutlaka sosyal medyadan bahsediliyor; şaşırmamak gerekir çünkü bir zamanlar ICQ, MSN ne idiyse artık günümüzde Twitter o. Orada da arkadaş listenizden mütevellit bir komünitemiz vardı, Twitter'da ise komünitemiz daha 'umumi'.

Günümüzün bu güzide iletişim kanalına uzaktan bakıyor, anlamlandırmaya çalışıyor ve biraz olsun 'ben de ötüklemek istiyorum' diyorsanız (ve biraz çekindiğinize tanık oluyorum 0_0) burdan buyrun ;)

26 Mayıs 2010

İSTANBUL ARABESQUE PROJECT ya da YIKILIYOOO AAAABİ!!!


Arabesk trendinin son ve dahi nefis bir sonucu İstanbul Arabesque Project. Senin olmaya geldim, İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız, Seni yakacaklar gibi hepimizin kulağında yer eden arabesk parçaların yorumları gerçekten enfes. Şarkıları dinlemek için buraya tıklayın. Ayrıca fotoğraflara da bayıldım.




Ne diyelim, yolları açık olsun. tavsiye ;)

21 Mayıs 2010

YENİ BİR 'BURASI NERESİ? BEN KİMİM?' DİZİSİ GELİYOR: PERSONS UNKNOWN


Sıkı bir yaz dizisi geliyor. İlk yayın 7 Temmuz (galiba). Büyük ihtimalle bizde de başlar, öte yandan başlamasa ne yazar, öyle değil mi? :) Geçen yıl, ben çok tutmasam da Harper's Island mini dizi olarak iş gördü. Bu seferki biraz daha heyecan verici: Bilinmeyen Kişiler... Bir kadın parktayken kaçırılır, kendisine geldiğinde bilmediği bir yerdedir ve aynı durumda olan başkaları da vardır. Üstelik bilmedikleri bir nedenle kim olduklarını bilmedikleri birileri tarafından izlenmektedirler. Dahası küçük bir kasabadadırlar ve kasabadan çıkmanın yolu yoktur. Yine burası neresi, ben kimim hikayesi, ama iyi vakit geçirtecek gibi görünüyor ;)

Dizinin orijinal sitesi için tıklayın...



18 Mayıs 2010

MÜSTEHCEN ŞEYLER ya da GENEL AHLAKSIZLIK

Yıllar önce Bravo diye bir dergi vardı. Bir sayfasını yırtıp saklamışım; bir şey aramak için çekmeceleri karıştırırken rastladım. Tahminen 80'ler, rahmetli Özal'ın muzır neşriyatı gündeme getirdiği (aslında küçükleri korumak amacıyla 1921'de çıkarılan bir kanun), muzır bulunan yayınların poşete sokulmak istendiği, sonunda kara poşetlerin gazete bayilerini sardığı günler. Daha o günden tepkiler 'ortaçağa döndürmek isteyen ya da özgürlüğün çiçeklerini faşizmin çizmesi altında ezdirmeyi amaçlayan görüş' tadındaki eleştirilerin bugün geldiği noktayı biliyoruz.

Sonra sayfayı neden sakladığımı keşfettim; Günel Altıntaş imzalı Müstehcen Şeyler başlıklı bir yazı... Dilimizle, siyasetimizle, hayata bakışımızla nasıl müstehcenleştiğimizi, hatta bugünümüzü gayet güzel özetliyor.

16 Mayıs 2010

14 Mayıs 2010

SİZ DAHA SEZEN AKSU ZANNEDİN! ya da KABULLENME SARMALI

Sezen Aksu'nun henüz politikaya atılmadığı, karşı yakaların dostluğuna dair şarkılar söylemekle yetindiği zamanlardan birinde Açıkhava'da konserine gitmiştim. Magazin programlarındaki 'Sezen yine yıktı geçirdi' konserlerinden biri değildi ama konserler zaten hep birlikte şarkı söylemek için değil midir? Türkiye'de maalesef öyle, şarkıcı robot ışıklar eşliğinde sahneye çıkar, arada dansçılar veya göstericiler çıkar, hep bir ağızdan şarkılar söylenir. 93'te Madonna konseri öyle miydi ya? Seyirciler Madonna'ya eşlik etmeyi bırakın, açık ağızlarıyla gösteriyi seyredalmışlardı, bir saniyesini kaçırırız diye dans etmek bile aklımıza gelmedi(ydi).

Her neyse konuyu dağıtmayalım...

07 Mayıs 2010

IŞIN KARACA ARABESK SÖYLEMELİ Mİ?


Aylardır bağırıyorum arabesk patlayacak diye... Birileri ekonomik kriz teğet geçti diye dursun, arabeskin tekrar popüler olacağını bilmek için Ertuğrul Özkök ya da gazetelerde arada bir rastladığımız ekonomi kahini olmak gerekmiyor. Işın Karaca'nın yeni albümünü haber alınca tezimin doğruluğundan emin oldum (akademik onay beni ilgilendirmiyor hehehe)...
Işın Karaca, Babylon'da Arabesque gecesi yapacak dendiğinde derhal dermeyan ettim (Akif'e teşekkürlerimle)...

İşte gecenin ayrıntılar...

Üstelik Işın Karaca imzalı ve aşka dair çok özel niyetin yazılı olduğu bir albüm sizlerin olacak! Yazının sonunu okuyun! 

05 Mayıs 2010

KENT MASALLARI ya da BİR KİTAP BU KADAR MI EĞLENCELİ OLUR YAHU?


Gariptir ama, ortadan kaybolan herkesin nedense San Fransisco'da görüldüğü söylenir. Oscar Wilde

Kent Masalları (Tales of the city) yazarı Armistead Maupin romanına bu alıntıyla başlamış. Çarpıcı olduğu kadar içerdiği gizem nedeniyle romana dair beklentileri artırıyor bu alıntı. Oysa 1978'de yayınlandıktan sonra beklentilerin çoook ötesine geçerek 6 kitaplık bir seri haline geldi.

İşte 25 yaşında taşradan büyük şehire, San Fransisco Barbary Lane 28 numaradaki apartmana taşınan Mary Ann Singleton'un hikayesi...

01 Mayıs 2010

BARKODDAN TİŞÖRTLER

Eski sevgililerimden birinin boyun cenahındaki (tam olarak nerede olduğunu hatırlayamayacağım kadar eskilerden) barkod dövmesinden bu yana bu tuhaf çizgilere karşı tuhaf bir ilgim var. Çizzik çizzik çizik çizik çizzik falan derken bir şey anlamına geliyor ya uçakların havada kalabilmesine şaşırdığım kadar şaşırıyorum bu duruma... Antropolojik açılımı nedir bilemiyorum ama özetle hayranım işte barkod olayına...

BİR MANİNİZ YOKSA...

Biliyorsunuz 25 Mart'ta Twestival İstanbul'u gerçekleştirdik. Twitter üzerinden tamamen gönüllü bir iyilik hareketi olduğu için elimizden geldiğince iyilikleri toplamaya çalıştık festivalimizde. Bu iyiliklerden biri de Anadolu Sağlık Grubunun Twestival kapsamında hediye ettiği 5 tekerlekli sandalyeydi. Perşembe günü ihtiyaç sahiplerine sandalyeleri teslim etmek üzere Twestival ekibi adına İS Özürlüler Merkezindeydim...