22 Mart 2011

OSMANLICA HARRY POTTER: ESRARNAME

Kitabı okumaya başladığınızda dilini biraz yadırgıyorsunuz; çünkü hikaye eski zamanlarda (18. yy) geçiyor, hatta kadim zamanlara kadar uzanıyor ve diliyle geçmiş zamaaan olur ki akışına katkıda bulunuyor. Esrarname, Timaş Yayınlarından çıkmış, yazarı Ayfer Kafkas.

Yasak ilmin kitabı Esrarname, Tir-i Dane adlı İranlı bir büyücünün özene bezene hazırladığı uğursuz bir büyü kitabı. Köle cini Asfar bile kitaba göz koyuyor ve kitabın zaman içindeki yolculuğu başlıyor; ta ki bir yarısı kahramanımız Nagehan'ın eline geçene kadar. Diğer parça ise aşkından dervişe, dervişlikten de büyücülüğe devşiren Muntazar adlı büyücünün elindedir.

Yine iyilikle kötülük, akla kara birbirine çelme takmaya çalışıyor bu romanda da. Yine kötüler ve iyiler var. Ama başta yadırgadığınız eski dil bile bir süre sonra, öykünün heyecanıyla çok daha lezzetli bir hal alıyor. Üstelik o zamanların adab-ı muaşereti, fettan kızların bile nasıl masum aşklar yaşadıkları, günlük yaşam tarzı da işin içine girince keyifle okunan bir roman.

Hadi bir de klişe yapayım: Öykü oya gibi ince ince işlenmiş.

Lost'ta açık var, bunda yok. Tavsiye ;) 


21 Mart 2011

JENNIFER ANISTON SEX TAPE ve OSHUBU! FAALİYET RAPORU

Madem Eva Mendes blog trafiğinde başı çekiyor, madem sekse bir türlü doyamıyoruz, öyleyse bakalım Jenny'nin seks kasedi ne kadar iş yapacak. Merakla inceleyeceğim. Ama önce başka bir şey kaynatacam araya... :)))


Şöyle bir baktım da OSHUBU! macerası başlayalı 1 yıl olmuş. Bu arada 9.810 tekil şahıs, blogu 12.382 kez ziyaret etmiş, 19.513 sayfa görüntülenmiş, ortalama kişi başına 1,6 sayfa okunmuş, canım ziyaretçilerim bloga destek olsun diye reklamlara tıklamış ve koskoca 1 yılda bana taaaaam 3.73 ABD doları kazandırmışlar. Reklam tıklayan elleriniz dert görmesin... :)))


En çok okunan yazılar TOP 10
(başlıklara tıklayabilir, tekrar tekrar okuyabilirsiniz :)

1 Eva Mendes Live (Bunu zaten biliyoruz, gerisini Jenny düşünsün)

2 Yiğit Karaahmet'in Şahane Hayatı (Wallaha mı? 0.o?)

3 Reklamcıların da işi zor haaaa: Gizemli Marka (ne browni intense düşkünüymüşüz beah)

4 Eva Mendes Sex Tape (Ülen hayrına bi reklam tıklayın bari, o kadar seyrediyosunuz)

5 Cadılar Bayramı ve Karakoncolos (Enteresannnn!!!)

6 Tarihin en alengirli komplo teorisi: Paul Öldü mü? (İyi yazıydı, hala gurur duyarım)

7 Bir cumartesi daha böyle geçti  (siyah mantar, gönül sokak, harbiyede piyasa ve aşk ve dahi benim zavallı çatalım)

8 Demokrasi mi demiştiniz? (Hem de ilerisinden!!! grrrrrr)

9 Yepyeni Kama Sutra pozisyonları (Seks mi demiştiniz???)

10 Yaşasın Jöntürkler Geliyor!: Bir defile macerası (Kesin @gokcehatice okumuştur bin kere :P Şaka şaka, kesin ikoncanlar okumuştur :P Şaka şaka, kesin....)


En çok aranan kelimeler TOP 10:

Piyasa Harbiye (Bir içkiyi hak etmişimdir artık heralde)
Cadılar Bayramı (Ulusal bayramımız olduğunun kanıtıdır)
Işın Karaca Arabesk (İyi sattı. Güzel konser yaptı)
Cadılar (aaaaaaa!!! 0.o)
Platon bir gün kolunda bir ornitorenkle bara girer (bak buna sevindim)
Paul McCartney öldü mü? (eeee boşuna ondan şundan bundan demiyoruz ;)
Browni Intense (Pis şey. İyi anlamda. Gerçi ilk zamanlarki tadını alamıyorum sanki)
Cahide Lüküs saz (Dışarı çıkmayı seviyoruz anlaşılan)
Piyasa Harbiye fiyatlar (doğru. insan ayağını yorganına göre uzatmalı.)
Kamasutra pozisyonları (seks mi demiştiniz???)

İşte böyle. 1 yıl geçip gitmiş. Toplamda 118 sayfa yazmışım. Toplasanız kitap sayfasıyla bir ansiklopedi cildi tutar. Yani boş içerik değil, onu demeye getiriyorum. ;) Benimle olduğunuz, yüreklendirdiğiniz, yazıları beğendiğiniz için teşekkürler hepinize. Haaa, Jenny'nin seks kasedi vardı di mi? İşte o da hemen aşağıda... Bence güzel viral olmuş ;)

UZUN ZAMANDIR BÖYLE GÜLMEMİŞTİM: DUE DATE


Türkiye'de Git Başımdan adıyla oynadı. Tam bir yol komedisi Due Date (imdb 6.7). Başrollerinde Robert Downey Jr. ve son zamanlarda seyrederken resmen altıma işemek istediğim Zack Galifianakis var. Bu adam tam bir kahkaha makinesi; Hangover'ı ya da bu filmi seyredenler biliyordur, ama seyretmeyenler için söyleyeyim: öylesine cool bir komik ki kesinlikle yeni çağın süper komedyeni olarak tarif edilebilir. Bu arada Hangover II, 26 Mayıs 2011'de gösterime giriyormuş, müjdemi isterim :))) Bu sefer kahramanlarımız nereye gidiyor biliyor musunuz? Bangkok 0.o?

Film yol boyunca oradan oraya savuruyor, ama sonuçta ağlayarak, inleyerek gülmek için birebir.


Tavsiye ;)

20 Mart 2011

BİLİNMEYEN

Sen misin kışın ortasında işi gücü bırakıp 15 gün Tayland sahillerinde güneşlenip denize giren? Gelir gelmez işler yığıldı haliyle. Eh, bloglara dokunmalarından da faydalanıp biraz boş geçtim, ama bir sürü de şey birikti. Özellikle okuduğum kitaplar...

Bunlardan biri Bilinmeyen.

Hayatım boyunca o devasa uçakların nasıl olup da havalandıklarını, sonra da havada kaldıklarını anlayamadım. Eminim YouTube'a girsem, envai çeşit 3 boyutlu açıklamasına dair video bulurum, ama gizemli kalması daha çok hoşuma gidiyor sanırım. Sadece uçaklar mı? Zaman geliyor nasıl yürüdüğüme bile şaşırıyorum. Yürüme eyleminden bahsetmiyorum, işin mekaniği şaşırtıyor beni. Gün geliyor başımız önde, bazen başımız dik, zaman zaman da iki büklüm yürüyoruz, amma velakin o iki ayak üzerinde bacaklarımız hareket ederek bir o kadarlık bedeni dengeli bir şekilde taşıyor. Eminim bunun da açıklaması en azından BBC'nin human body sitelerinde vardır, ama dedim ya gizemli kalması, sokakta yürürken arada bir yürüdüğümün farkına varmak ve nasıl olduğuna şaşırmak hoşuma gidiyor.

Bilinmeyen'in konusu da biraz bununla alakalı. Siren yayınlarından çıktı, yazarı Joshua Ferris. The Economist son on yılın en iyi romanı demiş. Kahramanımız bir avukat, arada bir "geliyorlar" o da başlıyor yürümeye, nereye gittiği, nasıl gittiği önemli değil, ayakları onu götürüyor. Sebebi bilinmiyor. Karısı ve kızı, kahramanımızı en sonunda yürümekten bayıldığı yerden toplamaktan muzdarip. Bu arada bir cinayet işleniyor ve müvekkili cinayetle suçlanıyor. İlişkiler sarpa sarıyor, dava sarpa sarıyor, adamımız sarpa sarıyor ve... kitap aslında olaylara yoğunlaşmadan bugünkü ruh halimizi anlatıyor. Alt metni gerçekten çok güçlü bir roman.

Tavsiye ;)

08 Mart 2011

THAILAND TOP 10

Digiturk sağ olsun, Türkiye'deki internetle ilgili çarpık yasalara rağmen, tam da kurumsal kimlik değişimi gerçekleştirdiği günde maç yayınlarının izinsiz yayını nedeniyle açtığı dava sonucunda blogspot.com bloglarımızın kapanmasına vesile ve neden oldu. Digiturk yetkililerine bakarsanız, onların derdi sadece birkaç blogu kapatmak, ama öte yandan koskoca bir hukuk departmanının bu gibi durumlarda nasıl kararlar çıktığından habersiz olması, marka adına içler acısı bir durum. Neyse, diyeceğim o ki, bu #digiturkiptal sürecini fırsat bilip, hem TV'nin hayatımdan çaldığı zamanı değerlendirerek işlerime daldım, hem de biraz kendimi dinledim. Ama o sırada bir baktım ki ben en son Bangkok'u yazmışım.

O yüzden Tayland'la ilgili bir TOP 10 yapayım da, hayatımın en güzel tatili olarak kalmayacağını umduğum Tayland sayfasını kapatıp yeni sulara yelken açayım. Here are the results:

10 Pazarlık
Tayland'ın en büyük eğlencelerinden birisi alışverişte pazarlık yapmak. Başta acemilikler yapmış olsam da, dönmeden önce resmen kurt olduğumu hissettim. Eh isteyenin bir yüzü, vermeyenin... Heheh. Mesela Diesel flipflopları ilk günümde 200 Bahta aldım (15 lira falan), yani yarı fiyatına. Sonra anladım ki çeyrek fiyatına da alabilirmişim biraz zorlasam... Neyse başımın gözümün sadakası olsun.

9 Tuk Tuk
Hava sıcak, üstüne üstlük nemli, ama bin Tuk Tuklardan birine püfür püfür etrafı seyrederek dolaş, istediğin yere git. Pazarlık bu müessesede de geçerli, hatta çok önemli. Pattaya hariç; orada kişi başı 10 Baht, dolmuş gibi çalışıyor. Amma velakin Pattaya'yı hiç sevmediğimi söylemiş miydim? (-.-)

8 Tapınaklar/Sunaklar
Ülkenin en renkli yanlarından birisi. Budizm her yerde. Şansımıza Bangkok'a vardığımız gün Maka Bucha bayramıydı, ayinleri görmek ve hatta katılmak gibi bir şansımız oldu. Ülkenin kuzeyindeki antik tapınaklarda aklım kaldı ama artık başka bir sefere.

7 Bangla Road
Phuket Patong'un minik (ve dahi müstehcen) İstiklal Caddesi versiyonu. Akşam saatlerinde araç trafiğine kapanıyor ve yaya trafiği başlıyor. Sokağa açık barlarda dans eden kızlar, iş tutan lady boylar, ucuz olduğu için su gibi içki içenler, dans edenler, yürüyenler, elektrik kabloları... Caddenin hemen karşısı Patong Beach; akşamları burada da Beach Partiler olabiliyor.

6 Kovayla Margarita
Bilen bilir, margaritaya bayılırım. Tayland'da hemen her yerde, minik vosvos minibüslerinden bozma sokak barları görürsünüz. Disko topları bile vardır, o kadar o kadar yani. Kovayla çeşitli kokteyller 250 Baht. Kovayla dediğim, bayağı kova yani. Doya doya içtim. Mükemmeldi.

5 Duangjitt Resort & Spa
Burger King'in 10.000 TL'lik seyahat çekiyle Hey Travel Trends'in kapısına dayandığımızda, tek derdimiz Tayland'da olabildiğince uzun kalmaktı. Yani 4, hatta 3 yıldızlara bile razıydık. Sağolsunlar, Patong'da en 5 yıldızlı oteli ayarlamışlar. Patong'un en devasa ve en güzel otelinde kalmak iyi geldi walla. 3 katlı binalardan oluşan tren vagonu gibi blokların ortasında neredeyse bir cangıl, devasa havuzları, nilüfer göletleri, orkideler, nefis kahvaltıları vs. Müthiş memnun kaldık.

4 Patong Beach
Biliyorum, hep Phuket ön plana çıkıyor, ama Patong Beach gerçekten de gördüğüm en güzel plajlardan birisi. Mutlaka daha secure, daha gizli saklı, daha güzel plajlar vardır; hepsini gezip görmedik, ama Patong Beach bana Olympos ruhunu hatırlattı. Üstelik nefis kumu (yemedim ama insan gerçekten hayran kalıyor) ve muhteşem denizine, dünyanın birçok yerinden insanı (turist demiyorum, Olympos ruhunu bilenler anlayacaktır) ekleyin; acayip eğlenceli, rahat, vakit geçirilesi bir plaj olduğunu gözünüzde canlandırabilirsiniz.

3 Lair Lay Tong Restaurant
Tatilimizin en keyifli keşiflerinden biriydi. Kordonu kesen ara sokaklardan birinde. Hatta çıkmaz sokağın en dibinde. Çıplak gözle görmek mümkün değil :P Amma velakin nezih müşterileri ve müthiş lezzetli yemekleriyle, gerçek Tay mutfağı parmaklarınızı yemenize neden olabilir. Üstelik de ucuz. İki kişi biralar dahil 500 Bahta doyup kalkıyor.

2 Khai Island
Phi Phi Adalar turu aldığımızda Leonardo DiCaprio'nun film çektiği Maya Beach falan ilgimizi çekmişti. Açıkçası turun büyük bölümü sürat teknesinde denizde geçti, çünkü oldukça uzakta adalar. Ama son durak öyle bir altın vuruş oldu ki iğne atsan yere düşmeyecek turist kalabalığıyla Maya Beach hemen unutuluverdi. Her yanı kumsal olan ve 10 dakikada etrafını dolaşabileceğiniz adada daha denize adım atar atmaz balıklarla yüzmeye başlıyorsunuz. Öyle böyle değil. Kendimden geçtim.

1 Singhaaaaa
Tayland'da en favorim. Singha birası. Efes falan halt etmiş yanında, acayip lezzetli. Enteresan bir şekilde şişirmiyor. Üstelik niyeyse logosunda kullandığı aslana bayıldım; sonra öğrendim ki Buda'nın yareniymiş bu aslan. Dövmesini yaptırmaya karar verdim. Öyle sevdim ki bu birayı, tapınaklarda filan aslan heykeli gördüğüm anda Singhaaaaa diye bağırmaktan kendimi alamadım. Marka olarak mutlaka incelenmeli, çünkü hayranlık konusunda yalnız olduğumu hiç hissetmedim. Evet, evet, markaya bir anda içiniz ısınıyor, kanınız kaynıyor ve hayran oluyorsunuz. :))) O yüzden Singhaaaaaa bir numara.

Fotolar için: facebook

İşte böyle... ;)